gelecek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gelecek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Basardim.Com - Varan 1

0 yorum

Yeni bir döneme başladım kısmetse. Artık 2009 Kefukar'ın başarılarıyla dolu olcak. Bu bağlam da ilk projemi (en azından temel yapısını) kıymetli dostlarımın da yardımlarıyla yayına verdim.

www.basardim.com



Kişisel başarılarınızı anlatabileceğinir bir ortam. Desteklerinizi bekliyorum.

İskele Alabanda

1 yorum

Yok gemiciliğe merak sarmadım. Sadece limanda demir atmış vaziyette duran ve "Ah şu gemide ben de olsaydım, Açık denizlere yol alsaydım" türküsü eşliğinde hayaller kurmak yerine;
demir alıp rotamı çizdim ve "İskele Alabandaaaa" diyerek ilerlemeye başladım kısmetse.

Allah(c.c) utandırmasın. Yakında bu geminin yeni keşif ve maceralarına hazır olun yeter ;)

Katyuşa mı? Matruşka mı?

0 yorum

Yine başladık boykot maillerine, firma ve ürün isimlerine.
Ya kardeşim, balık hafızalı milletim, at gözlüğünü çıkartın artık. Size bir soru?
Katyuşa mı? Matruşka mı?

Evet ikisi de RUS, ikisinin de sonu nereye kadar gider bilemezsin.
İsrail'in Filistin'e saldırısı ve sonrasında hem Türkiye'nin devlet ve millet olarak tepkisi hem de dünya ülkelerinden gelen tepki hakkında birşeyler demek istedim.

Hiçbir insan İsrail'in yaptıklarını haklı gösteremez. Elbet Filistin yönetiminin hataları da çok. Ama konu bu değil. Konumuz bizim durumumuz.
30 unu devirmiş biri olarak ben kendimi bildim bileli İsrail - Filistin çatışması devam eder, edecek de. 1 hafta öncesine kadar biz bu vahşeti gene unutmuştuk. Neden? Çünkü biz balık hafızalıyız. Birden gene hatırladık, devlet ve millet bazında tepki gösterdik. Buna itirazım yok elbet. Zulme karşı susmamak lazım. ABD ve yahudi mallarını boykot mailleri gene havalarda uçuşuyor. Bu mailleri gönderenlerin evinde veya iş yerlerinde %90 bu mallardan var, olacak da.

Hatırlayın Fransa parlementosundan Ermeni Soykırım dosyası geçti diye Fransız mallarını da boykot etmiştik demi? Renault, Citroen v.s. gibi ürünlerin 2007-2008 Türkiye satışlarına bakın :) Renault yerli malı v.s. saçmalıklarına takılmayın mevzu çok derin.

ANALİZ:

* 24 Aralıkta HAMAS 100 kadar füzeyle İsraile saldırarak ateşkesi bozdu. Bu saldırıda sadece 1 İsrailli öldü. Ne iş?
* İsrail bunu fırsat bildi ve yaktı - yıktı. Devam da ediyor edecek de.
* Dünya ülkelerinden klasik tepkiler geldi. Türkiye ise güya Ortadoğu barışı için arabulucu olarak ağır tepki verdi. Ya ne arabulucusu, ortalık oyuncusu. ABD verdi bi oyuncak Türkiye'ye oynuyor bölgesinde. Kim takıyor bizi. Kandırmayın kendinizi....

SENARYO:

Ben su buharından nem kapan biriyim. Gene kaptım tabi. Muhtemel olası teoriler üretmekte geç kalmam hamdolsun.

1. İran, ABD deki kriz gündemini değiştirmek için 2009 da kendisine saldıracağını düşünerek (ki eninde sonunda ABD İrana saldıracak) HAMAS 'a vur emri verdi. Belki de ABD İrana saldırmadan, İran İsraile saldıracak.

2. Arap Birliği diye bir birliksizliğin olduğu ortamda İsrail her daim ve her fırsatta güya vaadedilmiş topraklarını elegeçirmek için hep saldırgan taraf olma huyundan vazgeçmeyecek. Global Kriz en çok ABD yi etkileyecek ve etkiliyor. Ortadoğuyu daha ciddi karıştırarak ABD nin askeri harcamalarını arttırmak, Amerika halkının kriz, işsizlik gibi bunalımlarının yanına yeni ve daha büyük bir savaş gündemi oluşturarak ABD yi iç savaşa ve bölünmeye götürmek.

3 ve 4 de var ama yuh artık dersiniz diye yazmıyom. Gerçi şimdiden demiş de olabilirsiniz.

FIKRA:

Dışişleri Bakanı, koltuğuna oturunca,bürokratları çağırmış ve "Bana, ülkelerin dış politika anlayışları hakkında bir rapor hazırlayın" demiş. İki gün sonra bir dosya getirmişler
önüne. Bakmış,içinde tek bir yaprak ve üzerinde 10-15 satır yazı. Şaşırmış
önce ve "Bu ne?" der gibi dudaklarını büzmüş, sonra okumuş. "Suudi
Arabistan'ın Riyad şehrinde, farklı ülkelerden gelen bir turist grubu, bir
dinlenme yerine giderek buz gibi kola ısmarlamışlar. Kolalar gelince
bardaklarında birer karasinek olduğunu farketmişler. İNGİLİZ, başka bir
bardakta yeni bir kola istemiş. İSVEÇLİ, aynı bardakta yeni bir kola
istemiş. FİNLANDİYALI, sineği bardaktan çıkardıktan sonra kolayı içmiş .
RUS , kolayı sinekle birlikte içmiş. ÇİNLİ, sineği yemiş, kolayı
içmemiş. YAHUDİ, sineği yakalayıp Çinli'ye satmış. JAPON,
değerlendirilmek üzere, sineği Tokyo'ya göndermiş. YUNANLI, kolanın
yarısını içtikten sonra itiraz ederek yeni bir kola istemiş. NORVEÇLİ,
kolayı içtikten sonra bardaktaki sineği balık yemi olarak kullanmış .
İRLANDALI, sineği ezip kolayla karıştırmış ve İngiliz'e içirmiş.
AMERİKALI, 5 milyon dolarlık tazminat davası açmış. Arabistan hükümeti,
özür dileyerek, 10 milyon dolar tazminat ödemiş. Bakan, bıyık
altından gülerek rapordan hoşlandığını belirtmiş. "İyi, güzel de, bu turist
grubunun içinde bizden biri yok muymuş?" diye sormadan edememiş. "Varmış
efendim" diyecevaplandırmışlar. Bakan devam etmiş, "Peki, o zaman, O ne
yapmış?". Bürokratlar biribirinin yüzlerine bakmışlar. İçlerinde en
tecrübeli olanı, bir adım öne çıkıp, cevap vermiş, "TÜRK, olayı şiddetle
kınamış."

SONUÇ:

Dünyaya at gözlükleriyle bakmayın, dar düşünmeyin, oyuna gelmeyin. Ivır zıvır boykot adı altında zırvalarla uğraşmayın. Eğer gerçekten birşeyler yapmak istiyorsanız YAPIN.
Her yıl bir öncekini aratıyor ve aratacak. Her açıdan. Buna hazır olun. Önlem alın...
Yine de mutlu yıllar...

Hayat Nedir?

2 yorum

İnsanoğlu bazen umutsuzluğa düşer, karamsarlık denizinde boğulur. Böyle durumlarda aslında kendinin de cevabını bildiği bazı sorularına yanıtları bir dostundan fırça mahiyetinde duymak ister.
En azından ben istiyorum :) İşte bu noktada kıymetli bir dostumla dertleşmek istedim. Sağolsun bana öyle fırçalar attı ki kendime gelmeme vesile oldu.

Fırçanın sonunda hayatın tanımını ve yapmamız gerekeni şöyle özetledi;

Cevap : Tabiki hayır. Asla pes etmek yok. Sürekli mücadele.....

Eyvallah dostum, eyvallah....

Evden, internetten para kazanmak

0 yorum

Herkesin derdi para para para. Ne melen şey bu para!
Varlığı da dert yokluğu da... Hele bu kriz döneminde. Kriz mi? Ne krizi, kriz falan yok hamdolsun diyorsanız başka bloga lütfen.

Ekmek aslanın neresinde? Neyse uzatmayayım. Etohum.tv’de Burak Büyükdemir'in Savaş Şakar ile Evden, internetten para kazanmak konulu röportaj sizlere değişik fikirler verebilir. İzleyelim...



Ayrıca Savaş Bey'in kişisel sitesinde bu konuda yazmış olduğu makaleler;

Windows Evreleri

0 yorum

Sevsek de sevmesek de, kullansak da kullanmasak da Microsoft Windows Bill amcanın büyük bir ticari başarısı. 30+ yaşlarındakiler iyi bilir ne günlerden buralara geldiğimizi. Bilmeyen gençler aşağıdaki videoyu izlediklerinde biraz da şükrederler hallerine :)



Evolution of Microsoft Windows - video powered by Metacafe


Nostaljik duygular içine girdim :)

Bilişimci Nasreddin Hoca

0 yorum



Üstad Muharrem TAÇ'ın kişisel sitesine uzun zamandır ziyarette bulunmamıştım. Aklıma düşüverdi, bakıverdim. Çok hoş bir fıkra güncellemesine denk geldim ve sizinle de paylaşmak istedim.


Bilişimci Nasreddin Hoca

Nasreddin Hoca'nın bilgisayarı durup duruken kapanmış.
Nasreddin Hoca demiş ki:
-Ben zaten reboot edecektim.

---------------------------------------------------------------------------------------------------

Nasreddin Hoca arkadaşının serverını almış bir süre kullanmış ve geri verirken yanında bir PDA vermiş.
Arkadaşı sormuş:
-Hocam bu ne?
-Senin server doğurdu.
Aradan zaman geçmiş Nasreddin Hoca yeniden aynı arkadaşın serverını almış. Fakat bir türlü geri vermemiş. Arkadaşı serverı istemeye gitmiş. Nasreddin Hoca da demiş ki:
- Senin server sistem down.
- Nasıl olur Hocam. Koca server down olur mu?
- Doğurduğuna inanıyorsun da down olduğuna niye inanmıyorsun bre densiz.

---------------------------------------------------------------------------------------------------

Nasreddin Hoca'nın bilgisayarına lamer girmiş. Arkadaşları konuşmaya öğüt vermeye başlamışlar:
-Hocam firewall koysaydın,
-Hocam updatelerini yapsaydın,
-Hocam antivirüs kursaydın...


Nasreddin Hoca sinirlenmiş.

-Ulan hep bana kızıyorsunuz, lamer'ın hiç mi suçu yok.

---------------------------------------------------------------------------------------------------

Bill Gates Nasreddin Hoca'nın köyüne birsürü Windws server vermiş. Bu serverlar yazılım lisansları, update'ler ve danışmanlık ücretleri nedeniyle köylülerin altından kalkamadığı bir meblağa ulaşmış.

Köylüler Nasreddin Hoca'ya giderek:

-Hocam sen bizim büyüğümüzsün gel şu Bill Gates'e gidelim bu serverları alsın ucuz serverlar alıp Linux kuralım, cluster yapalım demiş.

Hoca da;

-Tamam tabi olur zaten ben özgür yazılımın en büyük savunucusuyum demiş ve önde Nasreddin Hoca arkada köylüler yola düşmüşler.

Yol gittikçe Nasreddin Hoca'nın arkasındaki köylüler azalmış. En sonunda Bill Gates'in karşısına Nasreddin Hoca tek başına çıkmış ve demiş ki:

- Ey yüce haşmetlü Bill Gates, senin bu windws 2003'ler bizi kesmedi sen bize windws 2008 ver.

---------------------------------------------------------------------------------------------------

Micrsoftçu Nasreddin Hoca open source portal açmış.

Open source camiası gülmüş ve:

- Yapma hocam hiç koca open source camiasında bu portal tutar mı? demiş.

Nasreddin Hoca cevap vermiş:

-Ya tutarsa!.

03.06.2008 Herşeyin Hayırlısı... Kefukar'a

0 yorum

03.06.2008 Salı günü hayatımdaki dönüm noktalarından biri idi.
Bu dönemeci Rabbime hamdolsun hiç beklemediğim bir şekilde lehime, hem de lehlehime sonuçlandı. Hep Allah'tan, hayırlısı ne ise o olsun demiştim. Çok şükür ve inşaallah hayırlısı oldu.
İyi de ne oldu? diyeceksiniz... BOŞANDIM. Bu özel durumumu neden bloğuma taşıyorum; Öncelikle benim bloğum :) Asıl sebep ise ileride çocuklarımın görmesi. Beni hep suçlayacaklar belki de. Hayatlarındaki her olumsuzluğu "Senin yüzünden baba" diyecekler. Ama bir gün bana hak verecekler. Bu herkes için daha doğru idi.

Evlatlarım, sizler için son nefesime kadar elimden geleni yapacağım. Ben kocalıktan ayrıldım, BABALIKTAN DEĞİL. Sizi çok ama çok sevdiğimi söylememe gerek yok. Tek inanmanızı istediğim nokta bu ayrılığın sebebi ben değil, anneniz oldu ve ben gerçekten mecbur kaldım. Sizlere babalık yapabilmek için yaşamam ve sağlıklı olmam gerekiyordu. Medeni kanun bile hep kadınların tarafında olduğu halde kanunen bile ben sonuna kadar haklı çıktım. Asla vijdan azabım veya pişmanlığım olmayacak.
Belki sizler biraz büyüyünce hayatta çekeceğiniz sıkıntılar yüzünden benim suratıma bile bakmayacaksınız. belki suratıma tüküreceksiniz. Buna rağmen pişman olmayacağım. Çünkü siz bana ne deseniz, ne yapsanız da sizler benim evlatlarımsınız. Sizin için canımı bile veririm, her baba gibi. Ölümden ve kaderden öte yol yok. Ben sıkıntılı kaderim sizlere de yansıdı. Bu da sizin kaderiniz. Ama herşeye rağmen bilmeniz gereken "İyiler birgün mutlaka kazanır". Ben belki size iyi bir baba olamadım ve belki de olamayacağım. Ama ben kötü biri değilim. Sizlerin de kötü insanlar olmasına müsade etmeyeceğim.
Bir gün bu yazıyı okuyacaksınız. O gün her ne düşünseniz de, her ne yapsanızda sizi hep seveceğim. Her zaman babanızım. Her zaman, her zaman....
Sizi çok seviyorum.... Canım Evlatlarım....

Steve Jobs'dan nameler

0 yorum

İnsanın hayatta bazen kırılma veya dönüm noktaları vardır. Bunlar bazen hatadır bazen doğru kararlardır. Ama Bazılarının doğru mu yoksa hatalı mı olduğu bir süre sonra anlaşılır. Önemli olan insanın o danda sadece kendisinin doğru olduğuna yürekten inandığı şeyleri yapmasıdır. Bu verfiği karar hatalı dahi olsa bir süre sonra bunu anladığı zaman "kendim ettim kendim buldum" demesi, öz eleştiri yapabilir bir hale gelmesi için önemlidir.
Elbette hayattan ders almak için illaki hata yapmamız gerekmez. Başkalarının hayat hikayeleri; hataları, doğruları ve yaşadıklarını gözlemleyip ders çıkarmak da muhakkak yararlıdır. Steve Jobs 'un yeni mezun gençlere verdiği mesaj çok önemli tiyolar içeriyor.



Aç kalmak mı? Ahmaklık mı? Azim mi? Başarı mı?..... Bence hayat bir bütün. Zaman zaman bunları herkes yaşıyor ve yaşamalı da....

Ucan Penguen

0 yorum


Aşağıdaki videoda penguenler uçuyor. Evet evet yanlış okumadınız uçuyor. Küresel ısınmadan dolayı daha soğuk bir kıta veya gezegen olup olmadığını mı keşfe çıktılar dersiniz?
Yoksa CanSecWest organizasyonunda Mac OS X ve Windows Vista'nın hakkından gelen uzmanlara karşı ayakta kalan tek işletim sisteminin GNU/Linux Ubuntu 7.10 olduğundan mı?

TSE, OOXML Oyunu Değiştirdi

0 yorum

TSE_logo.png

Özgürlükİçin topluluğu bir süredir OOXML'in neden kötü bir dosya biçimi olduğu, neden bir ISO standardı olmaması gerektiği ve neden TSE'nin bu standarda karşı çıkması gerektiğini anlatan "OOXML'e Hayır!" kampanyasını yürütüyordu. Kampanya kapsamında başlatılan imza kampanyası ile kısa sürede 1500'e yakın imza toplandı ve OOXML'e karşı hazırladığımız banner ve düğmeler kampanyamıza destek verenlerin web sayfalarında ve önemli internet portallarında yer aldı. Birçok haber sitesinde OOXML ile ilgili hazırladığımız haberler yer alırken, OOXML ile ilgili dünyada yaşanan gelişmeler de Özgürlükİçin'in haber bölümünde yer aldı.

Bugüne kadar yaptıklarımızı özetledikten sonra şimdi özellikle bu haftayı ve TSE'nin oyunu değiştirmesine giden süreci anlatalım. BRM toplantısının ardından bu hafta başında UEKAE / Pardus tarafından düzenlenen OOXML Çalıştayı toplantısına biz de Özgürlükİçin ekibi olarak katıldık. Perşembe günü Ankara'da TÜBİTAK Başkanlık'ta yapılan toplantı ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Araştırma Görevlisi olan Gökdeniz Karadağ'ın OOXML'in teknik analizini ve eksikliklerini gösteren bir sunum yapması ile başladı. Özgürlükİçin editörlerinden Akın Ömeroğlu ise "OOXML, Özgür Yazılım ve Özgür Bilgi" başlıklı OOXML ile ilgili özgür yazılım dünyasının taşıdığı teknik ve hukuki endişeleri dile getiren bir sunum yaptı. Verilen kısa bir aradan sonra Özgürlükİçin editörlerinden Ali Işıngör, dünyada OOXML ile ilgili gelişmelerin ne olduğuna dair bir sunum yaptı. Son sunumda ise Erkan Tekman, "OOXML ve Ulusal Yarar" ile ilgili endişeleri dile getirdi.

DPT bünyesinde çeşitli kamu kuruluşlarının eşgüdümde olduğu Birlikte Çalışabilirlik Grubu'nun yoğun bir ilgi gösterdiği toplantıya; Başbakanlık, Milli Savunma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Devlet Planlama Teşkilatı, Elektrik Mühendisleri Odası ve diğer kamu kuruluşları ile özel sektör temsilcileri katıldı.

Bu çalıştay sonrasında TSE'de yapılan toplantıya ise OOXML ile ilgili karar sürecinde önemli rol oynayan ihtisas komisyonu üyeleri ile Pardus projesi adına Erkan Tekman, TÜBİTAK UEKAE adına Barış Erdoğan, LKD adına Türker Gülüm, ODTÜ adına Gökdeniz Karadağ ve Özgürlükİçin adına Akın Ömeroğlu ile Ali Işıngör katıldı. Toplantıda TSE'nin karar alma süreçleri ile Türkiye'nin alması gereken tavır ve OOXML'in ulusal faydası görüşüldü.

Cuma günü de üst düzeyde devam eden toplantılar neticesinde TSE, 29 Mart 2008 Cumartesi günü aldığı kararla, Türkiye'nin EVET yönündeki eski oyu ÇEKİMSER olarak değiştirmeye karar verdi.

Bu mücadelede büyük bir çaba gösteren Özgürlükİçin topluluğuna ve Türkiye özgür yazılım camiasının tüm diğer üyelerine teşekkürü bir borç biliriz...

OOXML nedir?

0 yorum

Bu konuyu önemli gördüğüm ve katkıda bulunmam gerektiğine inandığım için açtım.

Özgürlükİçin OOXML'e karşı!

Özgürlük için Pardus...
OOXML'e karşıyız!

Çünkü bizler; tüm kamu kurumlarının, firmaların, yerel yönetimlerin, okulların, hastanelerin ve sıradan insanların "gelecek endişesi" olmaksızın kullanabileceği, özgür ve açık bilişim standartlarını istiyoruz... Bizler, bilişim standartlarının uluslararası yazılım tekellerine değil; insanlara hizmet için var olması gerektiğini düşünüyoruz...

Hedefimiz, herkesin kamusal bilgiye hızlı, eşit, ücretsiz ve özgürce ulaşabileceği bir yapıdır.

2006 yılında, OASIS OpenDocument adıyla da bilinen ve bu hedeflere ulaşılmasını sağlayan bir standart doğdu. OpenDocument, özgür ve herkese açık bir XML doküman belirtimi standardı (ISO/IEC 26300:2006). OpenDocument standardı sadece özgür ve güvenilir olmakla kalmayıp, devletleri ve vatandaşlarını da belli bir yazılım markasının ürünlerine mahkûm olma zorunluluğundan kurtarıyordu...

OpenDocument dosya biçimlerinin birer uluslararası ISO standardı olarak kabul edilmesi üzerine, pek çok ülkede "özgür ve açık standartlar" kullanma eğilimi artış gösterdi. Bu gelişmeden rahatsız olan ve OASIS üyesi olmasına karşın OpenDocument'ın standartlaşması aşamasında işbirliği davetlerini reddeden Microsoft, kendi Office serisi ürünlerinde kullanacağı XML tabanlı dosya biçiminin bir ISO standardı olarak kabulü için çalışmalara başladı. Microsoft'un bir ISO standardı olarak kabul edilmesini istediği bu yeni dosya standardının adı OOXML...

OOXML'in açılımı her ne kadar Office Open XML olsa da, bu yeni standart açık ve özgür değil... OOXML'in içerdiği teknolojilerden bir kısmı patentlenmiş durumda. Patentlerin sahibi ise elindeki patentleri kullanarak özgür yazılımları kullanan kişi ve şirketleri tehdit eden bir firma... Standart yeterince açık olsa ve kabul edilse bile, bu standardın içerdiği teknolojileri kullananlara Microsoft tarafından dava açılabilecek!

(...)

OOXML'in ISO standartı olarak kabul edilmesine dair son karar, 24-25 Şubat günü Cenevre'de ulusal standart komitelerinin bir araya geleceği toplantı sonrasında, 30 Mart'a kadar olan süreçte verilecek. Bu toplantıya Türkiye'yi temsilen Türk Standartları Enstitüsü (TSE) katılacak.

Tüm çabamız, Türkiye'nin bu oylamada kullanacağı oyun, özgür ve bilgiye ulaşmada fırsat eşitliği sağlayacak mevcut OpenDocument standardını engellemeye yönelik hazırlanan "OOXML Standardına Hayır" olarak çıkmasını sağlamak.

* OOXML'e karşıyız çünkü bu yeni standart, bilgiye özgür ve açık standartlarla erişimi engellemeye yönelik bir girişim. Bu nedenle bizler, özgür OpenDocument dosya biçimlerini destekliyor ve mevcut yazılım tekellerinin kendi patentli ve markalı teknolojilerini kamusal alanlarda standart haline getirme çabalarına karşı çıkıyoruz!
* OOXML'e karşıyız çünkü bu yeni dosya biçimi tek bir yazılım firması tarafından destekleniyor. Bir devlet düşünün, arşivindeki eski tarihli belgeleri açamıyor, çünkü bu belgeler artık desteklenmeyen bir dosya biçiminde yazılmış. Dosya biçimi sadece tek bir programla açılabiliyor ve o şirket artık piyasada yok! Bundan 10 yıl, 20 yıl sonra ne olacağını kim garanti edebilir? Bir şirket ürünü desteklemeyi durdurdu diye ülkelerin arşivi kaybolup gidecek mi?
* OOXML'e karşıyız çünkü eski MS Office belgelerine uyumluluk adına tanımlanmış, ancak nasıl işlenmesi gerektiği belirtilmemiş etiketleri kullanıyor bu yeni standart. Bunlar sadece "şu program gibi davran" diyorlar, örneğin "Word95GibiBiçimlendir" bunlardan biri. Standart "açık" olduğunu iddia ederken, programların bu tarz özellikleri kullanabilmesi için adı geçen programların nasıl çalıştığının bilinmesi gerekiyor. Bu ise OpenOffice.org gibi programların yıllardır uğraşıp halen tam anlamıyla gerçekleştiremedikleri bir durum.
* OOXML'e karşıyız çünkü daha önceki oylama sırasında gündeme getirilen ve büyük kısmı hâlâ çözümlenmemiş 3000'den fazla soruna sahip bir standart öneriliyor bize!
* OOXML'e karşıyız çünkü bu yeni standart talebi geçmişte VML gibi standart olma başvurusu reddedilmiş teknolojilere atıfta bulunuyor. Bir standardın, hem de konuda onaylanmış ve herkese açık/özgür alternatifleri (Örneğin SVG) varken, reddedilmiş eski ve sahipli bir teknolojiye atıfta bulunması, bu yeni standardın neden açık ve özgür olamayacağının bir başka göstergesi... Bu yeni standart, Microsoft'un pek çok patentli teknolojisine atıflarda bulunması, bu yeni dosya biçimini kullanacak yazılım firmalarının üzerinde bir patent/mahkeme kılıcının sallanmasına yol açacak!

Aslında karşı olmak için daha pek çok nedenimiz var....

ISO tarafından onaylanmış bir XML doküman belirtimi standardı (ISO/IEC 26300:2006) olmasına rağmen, Microsoft'un kendi sahipli dosya biçimi olan OOXML'i bir ISO standardı haline getirme çabaları hakkında bilgisayar kullanıcılarını bilgilendirmek ve harekete geçirmek amacıyla "OOXML'e Hayır!" diyoruz.

(...)

Özgürlükİçin OOXML'e Hayır!





OOXML'e ben de hayır demek istiyorum! diyorsanız TIKLAYIN....
Özgürlük için Pardus...

TurkMag'deki 3. Yazım- Uzaktan AŞK

0 yorum

Aşkın en güzeli en olunmazıymış derler. Orada, çok uzakta biri var.
O öyle biri ki;

  • Varlığını bilmek, var olma sebebim olan,
  • Sürekli özlem duymaktan bile mutlu olan,
  • Uzun süreler sonunda sadece bir günlük, aynı şehirde aynı havayı solumakla bile yetinmesini bilen,
  • Ah şimdi burda olsaydın diye iç geçiren,
  • Telefonda konuşurken görmese de, nefesini hissedemese de, saçını okşayamasa da bununla yetinmesini bilen,
  • Aşkın ve hayatın getirdiği yükler yetmiyormuş gibi bir de hasretin getirdiği ağırlığın altında ezilmeden dimdik durabilen,
  • Gece yarısı aniden sebepsizce uyanıp "Şimdi sevgilim yanımda olsaydı" diyen ve hayallerde ona koşabilen,
  • Sadece o uzaktaki sevgilisinin ekseninde hareket etmekten hoşnut olan birisi... Uzaktaki sevgili... Düşünmek
Senden başkasına; dili mühürlü, gözleri kapalı, kulakları tıkalıdır uzaktaki aşığın. Çünkü açık olması onun için bir şey ifade etmez. Aşkı uzaktadır. Sanki gözlerini kapamasa onu görebilecek mi? Sanki dili çözülse onunla baş başa konuşabilecek mi? Sanki kulaklarını açsa seni duyabilecek mi? Onun için kapalıdır. Ta ki bu hasret, vuslata dönüşünceye dek.

Devamı TurkMag.Com' da....

Önümüzdeki 5 yılda neler olabilir

0 yorum

Takip ettiğim forumlardan biri olan Ceviz.Net de çok kıymetli bir üstadımız bir konu açmış.
Ben de aklıma gelenleri yazdım. Bloguma da taşımak istedim.

Önümüzdeki 5 yılda neler olabilir?

* Artık her önüne gelen "Ben Coder Oldum" diyemiyecek.
* Firmalar işlerini baştan savma kişilere değil ciddi firmalara yaptırmaya başlayacak.
* Google insanların genetik haritasını çıkarmayı tamamlayıp bunu devletlere ve şirketlere satarak; Önce M$ ı sonra da Mars'ı satın alacak.
* Devler Liginde IBM+ Sun+Oracle+Apple+Novell+RedHat v.s. Birleşerek GNU ya tam destek verecek. Google da M$ ı aldığı için Google ve diğerleri diye bahsedeceğiz.
* Yarı insan yarı robot = Roboİnsanlar çıkacak. // 5. yılın sonunda.
* İnternetteki çöplük siteler temizlenip web sitesi yayınlama kriterleri oluşturulacak.
* Türk siteleri de sadece göze değil, beyne de hitap edebilen bir hale gelebilecek.
* Başta bilgisayarlar, Cep telefonları ve PDA gibi cihazlar olmak üzere bir çok alet sesle komut alacak.
* Ozon tabakasındaki delik kat kat artacak, küresel ısınmadan dolayı beyinleri kaynamış olan liderler yine umursamaz davranmaya devam edecek.
* Ekmek yine herzamanki yerinde olacak, aslanla cebelleşmeye devam edeceğiz.
* Dünya güzel işler çıkartırken biz yine işin geyik kısmında takılı kalmaya devam edeceğiz. Hatta bu yüzden birbirimizi kırmaya da devam....
* Gerçek hayatta sosyalleşmek, aleme akmak, kafa dağıtmak, gezmek, kız tavlamaya çıkmak gibi tabirleri çocuklarımıza dediğimizde hemen PC başına geçecekler. Ancak PC den bu işlerin yapılabildiğini ve bizlerin eski kafalı olduğunu iddia ederek süregelen kuşak çatışmaları devam edecek.
* Ne iş yapan? sorusuna yine "Bilgisayarcıyım abi" diyeceğiz çünkü yazılımcı, coder, programcı gibi tabirler toplumumuza hala yabancı olacak.
* Orjinal işler yerine taklit, uyduruk, kıytırık işlerle köşeyi dönme çalışmalarına ısrarla devam edeceğiz.
* Hala Adsense gelirlerinden Ferrari alma atılımlarımız devam edecek.
* Dünyanın en kıymetli sözü "Olmaya Devlet Cihanda Bir Nefes Sıhhat Gibi" olmaya devam edecek.

Software Company of 2010

0 yorum

Önce bir haber :
Microsoft, Yahoo'yu Satın Almak için Teklifte Bulundu

NYPost adlı gazetede Microsoft'un Yahoo'yu 44,6 milyar $'a satın alabileceği ve Yahoo'ya böyle bir teklifle gittiği ile ilgili bir haber yayınlandı; ardından da Wall Street Journal konu üzerine bir yazı yayınladı. Böyle birşey gerçekleşirse eğer, ki görünüşe göre satın alma yerine işbirliği ihtimali artıyor, BT tarihindeki en yüksek rakamlı satışı olacak.
Microsoft'ın hisse başına 31 dolarlık teklifi Yahoo'nun dünkü kapanışına göre %62 primi ifade ediyor.





Her zaman ki gibi ben gene bit yenikleri arayıp, paronayalar yazmaya başlıyayım :)
Bu teklifin Google'ın 3.1 milyar $'a DoubleClick'i satın almasından sonra web reklamcılığı konusunda lider konuma gelmesi zamanlamayı açıklıyor. M$ zaten Google ile web de başaçıkmakta zorlanıyor bir de Yahoo ile uğraşmak işine gelmiyor. Çünkü Google'ın bu satın almasından sonra Yahoo da bir diğer Internet reklamcılığı firmalarından Right Media'nın %80'nin satın alacağını açıklamıştı. Ne kadar ilginç değil mi? Büyük balıklar devre de. Ama büyüğün de büyüğü var :)

Microsoft, Yahoo'yu satın alamasa bile bazı konularda işbirliğe gitmesi ön muhtemel. Keza ikisinin de Google karşısında :)

Özellikle son 1 yıldır IT şirketlerinde birleşmeler ve satın almalar hızlandı. Görünen o ki bu ivme artarak devam edecek. Peki örneğin 2010 yılında bizi neler bekliyor?
Elbette bu cevaplanması en zor sorulardan. Çünkü kim bilir yarın Google Yahoo ya 100 milyar teklif eder :) Şahsi görüşüm Bilişim şirketleri tekelleşecek. Ayakta kalması muhtemel büyük firmalar ise; MicroSoft, Google, Apple ve Sun Microsystem. Bu benim görüşüm. Olması muhtemel bir teorim de Linux camiasının birleşmesi. Hatta bu birleşme Google ya da Sun altında bile olabilir. Bizlerin yapabileceği tek şey sanırım bekleyip görmek.

Atlas Okyanusu

ADSL den VDSL2 ye : TT'ye Sitem

1 yorum

Türk telekom VDSL müjdesini verdi. Verdi de ben gele kıl kaptım bazı şeylerden. Huyum kurusun.
Açıklamada Vdsl in Adsl den 20 kat hızlı olduğu söylendi. Neden 20? Bence 27 olmalı. Çünkü A alfabenin 1. harfi, V ise 27. harfi. Vdsl in sonundaki 2 yi hiç hesaba katmıyorum bile. Katsam 27*2=54 çıkacak. Sonra neme lazım dersiniz 'Şuna bak buldu da bunadı' diye. Dedirtmemmmm.

Aynı müjdeli açıklamada "700 MB’lık DivX formatında bir film, VDSL2 sayesinde 4 dakikada, 5 MB büyüklüğünde bir müzik dosyası ise 25 saniyede bilgisayara yüklenebilecek." şeklinde müjdenin mana ve ehemmiyetini örneklemişler. Tamam Ferrari gibi hızlı ve bu hızı video ve mp3 download babında örneklemişsiniz. Hadi bu örneklere de eyvallah diyelim de Neden daha faydalı şekilde kullanım örnekleri vermiyorsunuz? DivX filmi yerine eğitim videoları demiyorsunuz mesela? Tamam bizim milletimiz aklında internet= film+ müzik ile eşleşmiş olabilir. Bu imajı kırmak ve interneti daha faydalı şekilde kullandırmaya ve de toplumsal gelişime katkıda bulunmaya çalışmıyor, çaba göstermiyorsunuz?
Ülkemizde bazı kişi ve kurumların ağzından çıkan her söz ayrı bir önem arzediyor. Ama bunun maesef farkında değiller. Siz verdiğiniz örneklerde internet kullanıcılarını video ve mp3 download ına yönlendirin sonra da biz niye yerimizde sayıyoruz diye düşünün.

Lafınızın nerelere gidebileceğini, nelere yol açacağını ölçün, biçin, tartın sonra konuşun. Şundan da emin olun başka bir ülkede böyle bir kurum bu açıklamayı yapsaydı benim gibi sıradan bir vatandaş gençleri yanış yönlendirdiğiniz için sizi mahkemeye verirdi. Korkmayın ben vermiyecem. Sebeplerini belirtmeme gerek yok.

Son cümleler : Gençlik gözünüz aydın! Artık sürekli izlediğiniz müstehcen filmlerin serisini birkaç günde tamamlamış olacaksınız. Süper değil mi?
Son kelimeler : Eğitim Şart !

Gelecek Web'de mi?

0 yorum

Bidiğiniz gibi Web Programlama çok yaygınlaşmış ve her geçen gün yeni teknolojiler kazanmakta. Çok göz alıcı veya çok değişik/çarpıcı web uygulamaları yapılabilmektedir. Bir çok masaüstü programları bile yavaş yavaş Web üzerine kaymakta.
Buna en güzel örnek şüpesiz ki Google.. Web üzerinden video izleme, kitap okuma,oyun oynama, yazı editörü kullanarak belge oluşturup print edebilme v.s.v.s. http://directory.google.com/Top/Computers/Software/

Peki hiç düşündünüz mü neden web üzerinde bu tür uygulamalara ihtiyaç olsun ki diye?

Bunun 2 temel sebebi var:

1. İnternet konusundaki gibi bir hıza uygun fiyatlarla elbet bir gün kavuşacağız. Dolayısı ile internet daha da önemli bir dünya olacak. (Hala yeterli seviyede değil)

2. Özellikle M$ ın kasıtlı politikaları yüzünden tahminimce 3-5 yıl içerisinde artık Windows da öyle her program çalışmayacak ve her programlama dilinde uygulama yazılamıyacak.Win üzerinde çalışacak M$ programlarının da tuz oranı baya artacak ve tansiyonlarımızı iyice yükseltecek. Yani M$ ın izin verdiği dilde ve tarzda olacak. Bu kısım benim şahsi düşüncem katılmaya bilirsiniz.

İşte bu bilgiler ışığında web uygulamalarının geleceği inanılmaz parlak olarak görüyorum.Son kullanıcılar "neden para vereyim ki internetten işimi görüyorum zaten" şeklinde düşünmeye başlıyacaklar. (Tabi bu geçişin en son yaşanacağı ülkelerden birisi de Türkiye, ama mutlaka yaşanacak)

Madalyonun bir yüzü de gelecekte cep telefonları ile internet erişimin gelişmesi ve daha cazip hale gelmesi. Gene şahsi kanaatimce o günlere ulaştığımızda bazı PC kullanıcıları, PC yerine cep telefonlarını (Cep Bilgisayarları) tercih edecek.

Bu görüşümü destekler nitelikte bir alıntı...

Financial Times'da Google CEO'su Eric Schmidt tarafından yazılmış olan köşe yazısı, firmanın internetin geleceğine bakışını ve stratejilerini yasıtıyor. Tabi ki bizlere de yaratıcı fikirler üstüne düşünmemiz için fırsatlar sunuyor.

Yazının detayına girmeden sadece ana başlıklarını şöyle listelemek istiyorum:

* İnternet mobil cihazlarda, telefonlarda, gelişimini sürdürüyor olacak. Yani yeni nesil internet cepte olacak. Neden mi? Çünkü:
* Cep telefonları PC'lerden daha ucuz.
* Dünyada, PC'lerden 3 kat fazla cep telefonu var ve büyüme 2 kat daha hızlı olarak sürüyor.
* Cep telefonundan internete erişebilenlerin sayısı hergün artıyor.
* Dünya Bankası, dünya nüfusunun 2/3'ünden fazlasının en az bir cep telefonu şebekesinin kapsama alanı içinde yer aldığını bildiriyor.

Bunların dışında benimde eklemek istediğim bazı noktalar var:

* Cep telefonları ile online ödeme sistemi kurmak, faturalama imkanlarından dolayı daha kolay ve kullanışlı.
* Cep telefonu numaranız kullanıcı adı, üyelik, şifre ve bunun gibi dertlere son verebilir.
* GPS teknolojisi sayesinde çok geniş özelliklere sahip uygulamalar hazırlanabilir.
o Adres girmenize gerek kalmadan siparişinizin olduğunuz yere gelmesi
o Google Maps gibi servislerin çok daha etkin kullanılması
o ve diğerleri...
* Skype, MSN Messenger gibi uygulamalar cep telefonları ile çok daha fazla kişiye ulaşabiliyor ve pazarda çok daha geniş yer buluyor olacaklardır. Elbette bu tür yazılımların cep telefonları üzerinde kullanımlarının artması yine yaratıcı çözümleri beraberinde getirecektir.
* vs....vs...


Bu bilgiler ve tahminler ışığında diyebilirim ki GELECEK WEB de...Anladığınız gibi kastetiğim olay 3-5 firmaya şirketimizin de web sayfası olsun mantığı değil. Günümüzde Türkiye de bile bir çok web hizmeti yeniliği çıkıyor. Örnek vermek gerekirse; Her türlü banka işlemlerinizi, Fatura ödeme işlemlerinizi, iş/kayıt başvurularınızı hatta online sınava girme gibi. Daha da sayılabilir.

Sonuç olarak gelecek ne getirir kimse bilemez ancak, geriye dönük olarak teknolojinin geldiği noktaları düşünerek tahmin etmek de çok zor değil. Öyleyse bu gelişimi seyretmek yerine içinde yer almak olmalı amacımız öyle değil mi?