Yok gemiciliğe merak sarmadım. Sadece limanda demir atmış vaziyette duran ve "Ah şu gemide ben de olsaydım, Açık denizlere yol alsaydım" türküsü eşliğinde hayaller kurmak yerine; demir alıp rotamı çizdim ve "İskele Alabandaaaa" diyerek ilerlemeye başladım kısmetse.
Allah(c.c) utandırmasın. Yakında bu geminin yeni keşif ve maceralarına hazır olun yeter ;)
Sevsek de sevmesek de, kullansak da kullanmasak da Microsoft Windows Bill amcanın büyük bir ticari başarısı. 30+ yaşlarındakiler iyi bilir ne günlerden buralara geldiğimizi. Bilmeyen gençler aşağıdaki videoyu izlediklerinde biraz da şükrederler hallerine :)
Nedir bu Google'ın Proje 10100'i; 10 ncu yıl şerefine düzenlenen bir yarışma. Söylemi,ı olabildiğince fazla insana yardımcı olarak dünyayı değiştirecek fikirler için yapılan bir çağrı.
Projenizi gönderiyorsunuz seçilirse yıttınız :) Kısa ve öz oldu.
Hangi Kategoriler'de yarışacağız;
Kategori Açıklamaları
Burada, fikirlerinizi incelerken dikkate alacağımız kategoriler görülüyor.
Topluluk: İnsanların birbirine bağlanmasına, topluluklar oluşturmasına ve özgün kültürleri korumasına nasıl yardımcı olabiliriz?
Fırsat: İnsanların, kendilerine ve ailelerine daha iyi bakmalarına nasıl yardımcı olabiliriz?
Enerji: Dünyanın, güvenli, temiz ve ucuz bir enerjiye yönlenmesine nasıl yardımcı olabiliriz?
Çevre: Daha temiz ve sürdürülebilir küresel bir ekosistemi teşvik etmeye nasıl yardımcı olabiliriz?
Sağlık: İnsanların, daha uzun ve sağlıklı yaşamalarına nasıl yardımcı olabiliriz?
Eğitim: İnsanların, daha iyi eğitime daha fazla erişebilmelerine nasıl yardımcı olabiliriz?
Barınma: Herkesin yaşayacak güvenli bir yere sahip olmasına nasıl yardımcı olabiliriz?
Diğer konular: Bazen en iyi fikirler, hiçbir kategoriye sığmazlar.
Ben 2-3 proje göndermeyi düşünüyorum açıkcası. Kendime saklıyordum ama başkaları benden önce yapmadan değerlendirmek lazım :S Oylama başlayınca kefukar projelerine oy verirsiniz artık :)
İnsanın hayatta bazen kırılma veya dönüm noktaları vardır. Bunlar bazen hatadır bazen doğru kararlardır. Ama Bazılarının doğru mu yoksa hatalı mı olduğu bir süre sonra anlaşılır. Önemli olan insanın o danda sadece kendisinin doğru olduğuna yürekten inandığı şeyleri yapmasıdır. Bu verfiği karar hatalı dahi olsa bir süre sonra bunu anladığı zaman "kendim ettim kendim buldum" demesi, öz eleştiri yapabilir bir hale gelmesi için önemlidir. Elbette hayattan ders almak için illaki hata yapmamız gerekmez. Başkalarının hayat hikayeleri; hataları, doğruları ve yaşadıklarını gözlemleyip ders çıkarmak da muhakkak yararlıdır. Steve Jobs 'un yeni mezun gençlere verdiği mesaj çok önemli tiyolar içeriyor.
Aşağıdaki videoda penguenler uçuyor. Evet evet yanlış okumadınız uçuyor. Küresel ısınmadan dolayı daha soğuk bir kıta veya gezegen olup olmadığını mı keşfe çıktılar dersiniz? Yoksa CanSecWest organizasyonunda Mac OS X ve Windows Vista'nın hakkından gelen uzmanlara karşı ayakta kalan tek işletim sisteminin GNU/Linux Ubuntu 7.10 olduğundan mı?
Özgürlükİçin topluluğu bir süredir OOXML'in neden kötü bir dosya biçimi olduğu, neden bir ISO standardı olmaması gerektiği ve neden TSE'nin bu standarda karşı çıkması gerektiğini anlatan "OOXML'e Hayır!" kampanyasını yürütüyordu. Kampanya kapsamında başlatılan imza kampanyası ile kısa sürede 1500'e yakın imza toplandı ve OOXML'e karşı hazırladığımız banner ve düğmeler kampanyamıza destek verenlerin web sayfalarında ve önemli internet portallarında yer aldı. Birçok haber sitesinde OOXML ile ilgili hazırladığımız haberler yer alırken, OOXML ile ilgili dünyada yaşanan gelişmeler de Özgürlükİçin'in haber bölümünde yer aldı.
Bugüne kadar yaptıklarımızı özetledikten sonra şimdi özellikle bu haftayı ve TSE'nin oyunu değiştirmesine giden süreci anlatalım. BRM toplantısının ardından bu hafta başında UEKAE / Pardus tarafından düzenlenen OOXML Çalıştayı toplantısına biz de Özgürlükİçin ekibi olarak katıldık. Perşembe günü Ankara'da TÜBİTAK Başkanlık'ta yapılan toplantı ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Araştırma Görevlisi olan Gökdeniz Karadağ'ın OOXML'in teknik analizini ve eksikliklerini gösteren bir sunum yapması ile başladı. Özgürlükİçin editörlerinden Akın Ömeroğlu ise "OOXML, Özgür Yazılım ve Özgür Bilgi" başlıklı OOXML ile ilgili özgür yazılım dünyasının taşıdığı teknik ve hukuki endişeleri dile getiren bir sunum yaptı. Verilen kısa bir aradan sonra Özgürlükİçin editörlerinden Ali Işıngör, dünyada OOXML ile ilgili gelişmelerin ne olduğuna dair bir sunum yaptı. Son sunumda ise Erkan Tekman, "OOXML ve Ulusal Yarar" ile ilgili endişeleri dile getirdi.
DPT bünyesinde çeşitli kamu kuruluşlarının eşgüdümde olduğu Birlikte Çalışabilirlik Grubu'nun yoğun bir ilgi gösterdiği toplantıya; Başbakanlık, Milli Savunma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Devlet Planlama Teşkilatı, Elektrik Mühendisleri Odası ve diğer kamu kuruluşları ile özel sektör temsilcileri katıldı.
Bu çalıştay sonrasında TSE'de yapılan toplantıya ise OOXML ile ilgili karar sürecinde önemli rol oynayan ihtisas komisyonu üyeleri ile Pardus projesi adına Erkan Tekman, TÜBİTAK UEKAE adına Barış Erdoğan, LKD adına Türker Gülüm, ODTÜ adına Gökdeniz Karadağ ve Özgürlükİçin adına Akın Ömeroğlu ile Ali Işıngör katıldı. Toplantıda TSE'nin karar alma süreçleri ile Türkiye'nin alması gereken tavır ve OOXML'in ulusal faydası görüşüldü.
Cuma günü de üst düzeyde devam eden toplantılar neticesinde TSE, 29 Mart 2008 Cumartesi günü aldığı kararla, Türkiye'nin EVET yönündeki eski oyu ÇEKİMSER olarak değiştirmeye karar verdi.
Bu mücadelede büyük bir çaba gösteren Özgürlükİçin topluluğuna ve Türkiye özgür yazılım camiasının tüm diğer üyelerine teşekkürü bir borç biliriz...
Çünkü bizler; tüm kamu kurumlarının, firmaların, yerel yönetimlerin, okulların, hastanelerin ve sıradan insanların "gelecek endişesi" olmaksızın kullanabileceği, özgür ve açık bilişim standartlarını istiyoruz... Bizler, bilişim standartlarının uluslararası yazılım tekellerine değil; insanlara hizmet için var olması gerektiğini düşünüyoruz...
Hedefimiz, herkesin kamusal bilgiye hızlı, eşit, ücretsiz ve özgürce ulaşabileceği bir yapıdır.
2006 yılında, OASIS OpenDocument adıyla da bilinen ve bu hedeflere ulaşılmasını sağlayan bir standart doğdu. OpenDocument, özgür ve herkese açık bir XML doküman belirtimi standardı (ISO/IEC 26300:2006). OpenDocument standardı sadece özgür ve güvenilir olmakla kalmayıp, devletleri ve vatandaşlarını da belli bir yazılım markasının ürünlerine mahkûm olma zorunluluğundan kurtarıyordu...
OpenDocument dosya biçimlerinin birer uluslararası ISO standardı olarak kabul edilmesi üzerine, pek çok ülkede "özgür ve açık standartlar" kullanma eğilimi artış gösterdi. Bu gelişmeden rahatsız olan ve OASIS üyesi olmasına karşın OpenDocument'ın standartlaşması aşamasında işbirliği davetlerini reddeden Microsoft, kendi Office serisi ürünlerinde kullanacağı XML tabanlı dosya biçiminin bir ISO standardı olarak kabulü için çalışmalara başladı. Microsoft'un bir ISO standardı olarak kabul edilmesini istediği bu yeni dosya standardının adı OOXML...
OOXML'in açılımı her ne kadar Office Open XML olsa da, bu yeni standart açık ve özgür değil... OOXML'in içerdiği teknolojilerden bir kısmı patentlenmiş durumda. Patentlerin sahibi ise elindeki patentleri kullanarak özgür yazılımları kullanan kişi ve şirketleri tehdit eden bir firma... Standart yeterince açık olsa ve kabul edilse bile, bu standardın içerdiği teknolojileri kullananlara Microsoft tarafından dava açılabilecek!
(...)
OOXML'in ISO standartı olarak kabul edilmesine dair son karar, 24-25 Şubat günü Cenevre'de ulusal standart komitelerinin bir araya geleceği toplantı sonrasında, 30 Mart'a kadar olan süreçte verilecek. Bu toplantıya Türkiye'yi temsilen Türk Standartları Enstitüsü (TSE) katılacak.
Tüm çabamız, Türkiye'nin bu oylamada kullanacağı oyun, özgür ve bilgiye ulaşmada fırsat eşitliği sağlayacak mevcut OpenDocument standardını engellemeye yönelik hazırlanan "OOXML Standardına Hayır" olarak çıkmasını sağlamak.
* OOXML'e karşıyız çünkü bu yeni standart, bilgiye özgür ve açık standartlarla erişimi engellemeye yönelik bir girişim. Bu nedenle bizler, özgür OpenDocument dosya biçimlerini destekliyor ve mevcut yazılım tekellerinin kendi patentli ve markalı teknolojilerini kamusal alanlarda standart haline getirme çabalarına karşı çıkıyoruz! * OOXML'e karşıyız çünkü bu yeni dosya biçimi tek bir yazılım firması tarafından destekleniyor. Bir devlet düşünün, arşivindeki eski tarihli belgeleri açamıyor, çünkü bu belgeler artık desteklenmeyen bir dosya biçiminde yazılmış. Dosya biçimi sadece tek bir programla açılabiliyor ve o şirket artık piyasada yok! Bundan 10 yıl, 20 yıl sonra ne olacağını kim garanti edebilir? Bir şirket ürünü desteklemeyi durdurdu diye ülkelerin arşivi kaybolup gidecek mi? * OOXML'e karşıyız çünkü eski MS Office belgelerine uyumluluk adına tanımlanmış, ancak nasıl işlenmesi gerektiği belirtilmemiş etiketleri kullanıyor bu yeni standart. Bunlar sadece "şu program gibi davran" diyorlar, örneğin "Word95GibiBiçimlendir" bunlardan biri. Standart "açık" olduğunu iddia ederken, programların bu tarz özellikleri kullanabilmesi için adı geçen programların nasıl çalıştığının bilinmesi gerekiyor. Bu ise OpenOffice.org gibi programların yıllardır uğraşıp halen tam anlamıyla gerçekleştiremedikleri bir durum. * OOXML'e karşıyız çünkü daha önceki oylama sırasında gündeme getirilen ve büyük kısmı hâlâ çözümlenmemiş 3000'den fazla soruna sahip bir standart öneriliyor bize! * OOXML'e karşıyız çünkü bu yeni standart talebi geçmişte VML gibi standart olma başvurusu reddedilmiş teknolojilere atıfta bulunuyor. Bir standardın, hem de konuda onaylanmış ve herkese açık/özgür alternatifleri (Örneğin SVG) varken, reddedilmiş eski ve sahipli bir teknolojiye atıfta bulunması, bu yeni standardın neden açık ve özgür olamayacağının bir başka göstergesi... Bu yeni standart, Microsoft'un pek çok patentli teknolojisine atıflarda bulunması, bu yeni dosya biçimini kullanacak yazılım firmalarının üzerinde bir patent/mahkeme kılıcının sallanmasına yol açacak!
Aslında karşı olmak için daha pek çok nedenimiz var....
ISO tarafından onaylanmış bir XML doküman belirtimi standardı (ISO/IEC 26300:2006) olmasına rağmen, Microsoft'un kendi sahipli dosya biçimi olan OOXML'i bir ISO standardı haline getirme çabaları hakkında bilgisayar kullanıcılarını bilgilendirmek ve harekete geçirmek amacıyla "OOXML'e Hayır!" diyoruz.
(...)
Özgürlükİçin OOXML'e Hayır!
OOXML'e ben de hayır demek istiyorum! diyorsanız TIKLAYIN....
Geçenlerde 3 TB lık bir arşiv server'ı yapmamız gerekti. Win XP 2 TB dan fazlasını görmeyi başaramamakta. Gerçi ufak tekef hack'lerle mümkün. Yine de M$ a lisans ücreti vermemek adına 5 Adet 750 Gb lık HDD lerimizi Linux ile software RAID 5 yapmak için işe koyulduk.Bu ama için google a sorduk hangi Linux dağıtımını kullanalım diye. O da bize OpenSuse dedi :) How to install openSUSE on software RAIDlinkine ulaştık ve aynen dediklerini yapmaya başladık. Raid 5 yaptığımız HDD'leri formatlamaya başladığında işlem yaptığı HDD'den kafa sesi gelmeye başladı. Tam mutlu gülümsemeler kaplamışken simamızı bir an da suratımız düştü. Kısa bir şokdan sonra pc yi kapattık. Yeniden açtığımızda HDD'nin biri açılışta hata verdi. Hata veren HDD ye ne yaptıysak düzelmedi. Format (Fat32,NTFS,ext3...) atmak da fayda etmedi. Fiziksel olarak arızalanmıştı. Yerine sağlam/yeni bir HDD koyarak tekrar OpenSuse'i denedik. Çünkü Suse'ye kabahati yüklemek için bir deneme daha yapmak lazımdı. Belki gerçekten HDD'de bir üretim hatası vardı, ya da başka bir sebep. İşlemi openSuse'de yeniden başlattık. Yine format kısmına geldiğinde bu sefer başka bir HDD den sen gelmeye başladı. Bu kez tereddütsüz kapattık ve kurtardık HDD'yi.Sonuç olarak M$ lisansı alarak server'ı Raid 5 ile hazır hale getirdik. Yıllardır openSource ve Linux taraftarı ve savunucusu olarak ne yalan söyliyeyim zoruma gitti :(
Bilgisayarcı!... Çoğumuzun 90'lı yıllarda olmasa da daha sonraları ve halen zaman zaman kendimiz için kullanmakta mecbur kaldığımız bir sıfat. Neyse bir bilgisayarcı gece yarısı can sıkıntısını gidermek için ne yapar? Tabi birkaç alternatif var ama bunlardan bir tanesi normal insanların yaptığı gibi komik bir video falan izlemektir. Ban de bu seçeneği uygulamaya koydum. Lakin kafa dağıtmak için izlediğim şu videolardan sonra (daha önce de defalarca izlememe rağmen yine izledim) bazı lambalar yandı. Bu lambalar bana kalsın şimdilik. Hemen bu iletiyi uzatmadan lambalarımın detaylarına dalacağım. Bakalım bu videolar sizin de devrelerinizde lamba yanmasına sebep olacak mı? :)
* Artık her önüne gelen "Ben Coder Oldum" diyemiyecek. * Firmalar işlerini baştan savma kişilere değil ciddi firmalara yaptırmaya başlayacak. * Google insanların genetik haritasını çıkarmayı tamamlayıp bunu devletlere ve şirketlere satarak; Önce M$ ı sonra da Mars'ı satın alacak. * Devler Liginde IBM+ Sun+Oracle+Apple+Novell+RedHat v.s. Birleşerek GNU ya tam destek verecek. Google da M$ ı aldığı için Google ve diğerleri diye bahsedeceğiz. * Yarı insan yarı robot = Roboİnsanlar çıkacak. // 5. yılın sonunda. * İnternetteki çöplük siteler temizlenip web sitesi yayınlama kriterleri oluşturulacak. * Türk siteleri de sadece göze değil, beyne de hitap edebilen bir hale gelebilecek. * Başta bilgisayarlar, Cep telefonları ve PDA gibi cihazlar olmak üzere bir çok alet sesle komut alacak. * Ozon tabakasındaki delik kat kat artacak, küresel ısınmadan dolayı beyinleri kaynamış olan liderler yine umursamaz davranmaya devam edecek. * Ekmek yine herzamanki yerinde olacak, aslanla cebelleşmeye devam edeceğiz. * Dünya güzel işler çıkartırken biz yine işin geyik kısmında takılı kalmaya devam edeceğiz. Hatta bu yüzden birbirimizi kırmaya da devam.... * Gerçek hayatta sosyalleşmek, aleme akmak, kafa dağıtmak, gezmek, kız tavlamaya çıkmak gibi tabirleri çocuklarımıza dediğimizde hemen PC başına geçecekler. Ancak PC den bu işlerin yapılabildiğini ve bizlerin eski kafalı olduğunu iddia ederek süregelen kuşak çatışmaları devam edecek. * Ne iş yapan? sorusuna yine "Bilgisayarcıyım abi" diyeceğiz çünkü yazılımcı, coder, programcı gibi tabirler toplumumuza hala yabancı olacak. * Orjinal işler yerine taklit, uyduruk, kıytırık işlerle köşeyi dönme çalışmalarına ısrarla devam edeceğiz. * Hala Adsense gelirlerinden Ferrari alma atılımlarımız devam edecek. * Dünyanın en kıymetli sözü "Olmaya Devlet Cihanda Bir Nefes Sıhhat Gibi" olmaya devam edecek.
Bana "sen tuhaf adamsın, cinssin..." diyen dostlarıma ve tanıdıklarıma gecenin bu saatinde (03:00) hak vermeye başladım :) Uyumaya çalıştım ama beceremedim. Fakat cinslik burda değil. Kalkıp PC mi açıp kendi blogumda yine bana ait olan başka bir blogumun tanıtım yazısınız daha doğrusu reklamını yapmak için :D Yaklaşık 5 gündür zaman zaman http://sourceforgeprograms.blogspot.com bloguma veri girmek için uğraşım. Aslında blog ifadesi pek uygun değil lakin sonuçta blogspot. Yine 5 gün önce bu saatlerde bir Açık kaynak program arıyordum. Doğal olarak önce SF ye bakmak aklıma geldi. Ama o kadar çok proje var ki :) arama yapmama rağmen zorlandım, bunaldım, sıkıldım ama buldum. Sonra http://sourceforgeprograms.blogspot.com adını alıp kendimce önemli gördüğüm en güzel ve en çok rağbet gören programları burada derlemeye başladım. Temel yapıyı bitirdim. Şu an itibariyle
Düşündüm de sadece ben değil beni seven ve takip eden dostlarım da faydalansın. Ara sıra SF program arşiv bloğuma eklemeler yapacağım. Bu arada SF ye ve tüm Open Source camiasına saygılar. İyiki varsınız. -> Sanırım bu bir Reklam iletisi oldu. İdare edin artık. :-)
Türk bloglarını takip edip; önemli gördüğü yazıları bir araya toplayıp, copy/paste yerine özet geçerek asıl bloga yönlendiren, emeğe saygı gösteren Takipci.Net site yöneticilerine, benim 4 iletimi sitelerinde yayınlamaya değer gördükleri için sonsuz teşekkürler.
Başarılarınızın devamını diler, ben de sizi takibe aldığımı belirtmek isterim. Takipci.Net tarafımdan takipdesin, bilesin ;)
Önce bir haber : Microsoft, Yahoo'yu Satın Almak için Teklifte Bulundu
NYPost adlı gazetede Microsoft'un Yahoo'yu 44,6 milyar $'a satın alabileceği ve Yahoo'ya böyle bir teklifle gittiği ile ilgili bir haber yayınlandı; ardından da Wall Street Journal konu üzerine bir yazı yayınladı. Böyle birşey gerçekleşirse eğer, ki görünüşe göre satın alma yerine işbirliği ihtimali artıyor, BT tarihindeki en yüksek rakamlı satışı olacak. Microsoft'ın hisse başına 31 dolarlık teklifi Yahoo'nun dünkü kapanışına göre %62 primi ifade ediyor.
Her zaman ki gibi ben gene bit yenikleri arayıp, paronayalar yazmaya başlıyayım :) Bu teklifin Google'ın 3.1 milyar $'a DoubleClick'i satın almasından sonra web reklamcılığı konusunda lider konuma gelmesi zamanlamayı açıklıyor. M$ zaten Google ile web de başaçıkmakta zorlanıyor bir de Yahoo ile uğraşmak işine gelmiyor. Çünkü Google'ın bu satın almasından sonra Yahoo da bir diğer Internet reklamcılığı firmalarından Right Media'nın %80'nin satın alacağını açıklamıştı. Ne kadar ilginç değil mi? Büyük balıklar devre de. Ama büyüğün de büyüğü var :)
Microsoft, Yahoo'yu satın alamasa bile bazı konularda işbirliğe gitmesi ön muhtemel. Keza ikisinin de Google karşısında :)
Özellikle son 1 yıldır IT şirketlerinde birleşmeler ve satın almalar hızlandı. Görünen o ki bu ivme artarak devam edecek. Peki örneğin 2010 yılında bizi neler bekliyor? Elbette bu cevaplanması en zor sorulardan. Çünkü kim bilir yarın Google Yahoo ya 100 milyar teklif eder :) Şahsi görüşüm Bilişim şirketleri tekelleşecek. Ayakta kalması muhtemel büyük firmalar ise; MicroSoft, Google, Apple ve Sun Microsystem. Bu benim görüşüm. Olması muhtemel bir teorim de Linux camiasının birleşmesi. Hatta bu birleşme Google ya da Sun altında bile olabilir. Bizlerin yapabileceği tek şey sanırım bekleyip görmek.
Ben bu Türkiye'deki yazılım sektörüne taktım arkadaşlar. Haddime düşmese de gördüğüm yanlışlıkları sizlerle paylaşayım ki bizler de aynı hatalara düşmeyelim düşenleri uyaralım hatta ellerinden tutup kaldıralım.
Malesef ülkemizde yazılım şirketleri işi profesyonelce yapmak yerine kısa yoldan halletme ve acilen köşeyi dönme hesapları yapmakta. Elbette istisnai şirketlerimiz var. Hatta göğsümüzü kabartanlar da var. Onlar bu eleştirilerden müstesna.
Daha önceki bazı yazılarımda da bu konuya kısmen değinmiştim. Kullanılan programlama dillerinden bahsetmiştim. Şimdi ise ekip ve departmanlardan, aşamalardan bahsetmek istiyorum. Ama önce şu tespiti sizlerle paylaşmam lazım. Bu bir tespit, önyargı v.s. değil. Bahsettiğim yurdum yazılım firmalarnın bir çoğu, 2-5 arası programcı arkadaş çalıştırır. Genelde de bunlar ekip olarak değil de bireysel projeler yazarlar. Yazarlar ama nasıl? Örnek veriyorum; - Emlak Programını sen yazacaksın. - Peki abi. Ama ben emlak sektörünü pek bilmem nasıl olur? Neler lazım? ArGe vercek misiniz? - Ne argesi emlak işte, ev, arsa, tükkan alım satım kiralama olcak. Ne yoksa yazamaz mısın? - Yazarım abi... Yazarım....
Arkadaşımız verilen bu aydınlatıcı bilgiler doğrultusunda olayı tek başına kurgulamaya çalışır, mevcut emlak programlarını inceleyerek fikir edinir, Veritabanını kendisi modeller, Form tasarımlarını kendisi yapar, ve kodlamaya başlar.
Tamam verdiğim örnekdeki emlak programı belki size küçük bir proje gibi gelebilir ve 1 kişi yapabilir bunları görüşünü öne sürebilirsiniz. SÜRMEYİN! Bu kadar küçük veya basit gibi görünen bir projede bile tüm işi 1 kişiye yüklerseniz 1 aylık proje olur size 3 ay. Üstelik sonunda istediğiniz gibi bir program çıkmadığı gibi Test ve Beta süreci de hayal edemiyeceğiniz kadar uzun sürer. Projenin gelişimi esnasında da programlamadan anlamayan ama bir şekilde sizin şefiniz, hatta patronunuz arada bir gelip şuraya bir buton koy ona basılıncada şöyle şöyle olsun diye ahkam kesmezse olmaz. Bir de "Biz niye kaliteli yazılım yapamıyoruz?" diye dizinizi döversiniz.
Peki olması gereken ekip ve çalışma planı ne? Müsadenizle Şekillerle izah etmeye çalışayım.
Bir yazılım projesinin ekip ve süreç yönetimi gayet açık bir şekilde karşınızda. Eğer bu kriterleri hiçe sayıp hala bildiğinizi okumakta ısrar ederseniz daha çok dizinizi döversiniz benden söylemesi. Peki neden bu kriterlere uygun yazılım firmalarımız veya projelerimiz azınlıkta. Sebebi çok açık; 1. Yazılım firmaları, yazılımı hafife ve basite aldıkları için, 2. Daha az eleman ile yani maliyetle daha çok para kazanacakları gafletine düşmeleri, 3. ArGe ve Kaliteli yazılım, görev dağılımı, ekip bilinci gibi kavramlardan yoksun olmaları.
Bu kadar yeterli. Daha fazla üstlerine gidersem nem'e lazım bir daha yazılım piyasasında iş bulamam :)
Ha bir de şu var. Adam masaüstü db programı yapacak .NET ci arıyor. 5-10 tabloluk bir DB olacak MsSql Server hatta Oracle kullanmayı düşünüyor. Peki neden? Bunu da ben söyleyeyim, bu kavramlar son kullanıcı tarafından bilinen şeyler olduğu için neymiş efendim biz projelerimizde son teknolojiyi kullanırız havasını atmak. Yerim sizin havanızı. Hava atmakla değil doğru, düzgün, kaliteli işler yapmaya uğraşın. Ama biliyorum gecenin 02:11 inde ben gene boşuna gırtlak patlattım yok pardon yanlış deyim oldu, boşuna parmak yordum.....