baba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
baba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

03.06.2008 Herşeyin Hayırlısı... Kefukar'a

0 yorum

03.06.2008 Salı günü hayatımdaki dönüm noktalarından biri idi.
Bu dönemeci Rabbime hamdolsun hiç beklemediğim bir şekilde lehime, hem de lehlehime sonuçlandı. Hep Allah'tan, hayırlısı ne ise o olsun demiştim. Çok şükür ve inşaallah hayırlısı oldu.
İyi de ne oldu? diyeceksiniz... BOŞANDIM. Bu özel durumumu neden bloğuma taşıyorum; Öncelikle benim bloğum :) Asıl sebep ise ileride çocuklarımın görmesi. Beni hep suçlayacaklar belki de. Hayatlarındaki her olumsuzluğu "Senin yüzünden baba" diyecekler. Ama bir gün bana hak verecekler. Bu herkes için daha doğru idi.

Evlatlarım, sizler için son nefesime kadar elimden geleni yapacağım. Ben kocalıktan ayrıldım, BABALIKTAN DEĞİL. Sizi çok ama çok sevdiğimi söylememe gerek yok. Tek inanmanızı istediğim nokta bu ayrılığın sebebi ben değil, anneniz oldu ve ben gerçekten mecbur kaldım. Sizlere babalık yapabilmek için yaşamam ve sağlıklı olmam gerekiyordu. Medeni kanun bile hep kadınların tarafında olduğu halde kanunen bile ben sonuna kadar haklı çıktım. Asla vijdan azabım veya pişmanlığım olmayacak.
Belki sizler biraz büyüyünce hayatta çekeceğiniz sıkıntılar yüzünden benim suratıma bile bakmayacaksınız. belki suratıma tüküreceksiniz. Buna rağmen pişman olmayacağım. Çünkü siz bana ne deseniz, ne yapsanız da sizler benim evlatlarımsınız. Sizin için canımı bile veririm, her baba gibi. Ölümden ve kaderden öte yol yok. Ben sıkıntılı kaderim sizlere de yansıdı. Bu da sizin kaderiniz. Ama herşeye rağmen bilmeniz gereken "İyiler birgün mutlaka kazanır". Ben belki size iyi bir baba olamadım ve belki de olamayacağım. Ama ben kötü biri değilim. Sizlerin de kötü insanlar olmasına müsade etmeyeceğim.
Bir gün bu yazıyı okuyacaksınız. O gün her ne düşünseniz de, her ne yapsanızda sizi hep seveceğim. Her zaman babanızım. Her zaman, her zaman....
Sizi çok seviyorum.... Canım Evlatlarım....

Saz Çalmak

0 yorum

Her çocuk gibi benimde fazlasıyla hayallerim vardı. Bunlardan üst sıralarda yer bulanlardan bir tanesi de 'Saz Çalmak' tı. Bu hevesimi farkeden Sevgili Babacığım kendi imkanlarıyla bir saz yapmıştı. İlk ve tek sazım şu parçalardan oluşuyordu;
- Sefer Tası (İş yerine yemek götürmek için kullanılan alüminyum kap)
- Tahta
- Misina

Çok mutluydum. Çünkü bizim çocukluğumuzda bilyalar, gazoz kapakları, tahtadan arabalar bile bizleri mutlu ederdi. Hele ki babamın dahiyane saz sürprizi... Süpperdi. Bir süre uğraştım, tımbırdattım. Lakin daha o zamanlarda edindiğim bir huy vardı. Mükemmeliyetçilik. Tamam çok mutluydum ama kesmiyordu. Babam ilk fırsatta gerçek bir bağlama (saz) alacağını söyledi. Ama o firsat hiç eline geçmedi :(
Ben de bu hevesimi ve hayalimi ileriki zamanlarda giderme kararı aldım. Elbet bir gün saz alacak param ve öğrenmeye ayırabilecek vaktim olacaktı. Kocaman oldum ama param olsa vaktim yoktu vaktim olsa param. Yani hala hevesim kursağımda kaldı.
Ama vazgeçmiş, pes etmiş değilim. Elbet bir gün paraya ve boş vakte aynı zaman diliminde sahip olacağım. İnanmak başarmanın yarısıymış. :)

Ne zaman bir bağlama/saz sesi duysam içim gidiyor.




Eğitim Şart !

0 yorum

Eğitim Şart!

İnsanoğlu 6 aylıkken başlıyor çevresini gözlemlemeye birşeyler öğrenmeye başlıyor. 2,5 yaşında iken beyni bir Prof.'un 2 katı kadar kapasiteyle çalışıyor. Maşşallah Maşşallah... Sonra büyüyor, okula gidiyor. Daha 6 aylıkken birşeyler öğrenmek için etrafına bakınan, konuşma ve olanları anlamaya çalışan insanoğlu; bu hevesini fazladıyla uygulayabilme imkanı olan okulda başka biri oluveriyor. (İstisnalar elbet var.)

Henüz 3 yaşında "Anne ben okula ne zaman gidecem, bana ne zaman çanta-önlük alacaksınız" diyen çocuk, okul hayatının başlaması ile birlikte hayalleri trajedi, hatta kabusa dönüşmeyebaşlıyor. Peki ne oluyor da böyle olooooor?

Aslında durum basit. Çocuk araştırmacı, öğrenme azmiyle yanıp tutuşuyor.

Herkese herşeyi soruyor. Anne, baba, dede, öğretmen... Bir süre sonra aldığı cevapların şekli ve niteliği değişiyor. "Ya bi sus", "Bi o kaldı öğrenmediğin", "Senin yaşın küçük anlamazsın" gibi cevapları almaya başladı mı dünyanın hiç de tahmin etmediği kadar enteresan ve tuhaf olduğunu idrak etmeye başlıyor.

Yine aynı karakterler çocuklarının ilk yıllarında;"baba dedi baba", "kendi yemek yiyebiliyor", "çişini söylüyor".... durumlarından bir süre sonra iş değişir. "Oğlum sus bi", "elleme kıracaksın", "i daha çekmeceleri karıştırırsan sorarım sana"... gibi azarlamalarla çocukdaki Öğrenme, merak ve araştırma duygularını daha 3-4 yaşlarındayken köretmeye çaba sarfediyoruz.

Pısırık, korkak, çekingen bir evlat yetiştirdiğimizin farkında bile olmuyoruz.
Şimdi özetleyelim senaryomuzu. Senaryo dediysek dizi çekmeyecez. Gerçek senaryolar bu. Hayat hayat....

Bir çocuk var; Önce azimli, meraklı, çalışkan, hevesli, araştırmacı, çok zeki...

Okul yaşlarından itibaren aynı çocuk; Hayattan bezmeye başlayan, herkesin kendisiyle uğraştığı izlenimi içinde, öğrenme azmini kaybetmeye başlamış, merak duygusunun ne olduğunu yakında tamamen unutacağını bilen, pısırık ve korkak...

Sorarım size, biz neden kendi evlatlarımıza, gençliğimize bu kadar kötülük yapıyoruz? Sonrada "ya bu çocuk küçükken böyle değildi" diyoruz. Değildi tabi SİZ bu hale getirdiniz. Anne- Baba- Öğretmenler - Toplumun Tüm bireyleri...

Suçlular Ayağa Kalkın! desem tüm yurdum insanı ayağa kalmak zorunda kalır.
Neden böyleyiz, neden kendi evlatlarımıza bu kadar kötülük yapıyoruz. Sonrada "bizden bişey olmaz", "biz olmayız", "ne olacak bu memleketin hali" muhabbetleriyle suçlu papua yeni ginelilermiş gibi şuçlu ararız...

Utanın be. Ayıp ayıp. Koca koca adamlarsınız.

Şu anda böyle yetişen gençlik size sesleniyorum : Kendinize gelin, özünüze, çocukluğunuza dönün.. Unutun ane, baba ve öğretmenlerinizden yediğiniz azarları. Gene korkusuz, gene meraklı gene araştırmacı olun. Çünkü şu an her zamankinden fazla bilgiye açsınız.
Ailenizden veya okullardan aldığınızı sandığınız EĞİTİMİ ! unutun. Onlar sizi pısırıklaştırmakiçin verdiler o eğitimleri. Benim insanım, benim gencim pısırık olamaz. Lafla "ecdadımız şöyleyapmış, böyle yapmış" demekle siz bişey mi yaptığınızı sanıyorsunuz. Siz de yapın torunlarımız da bizlere desin.

Kimin EĞİTİM'e ihtiyacı var?

Ömrümü yediniz, ömrümü...