Aslında bu tür konulara girmekten kaçınırım ama cidden çok sinirliyim.
Uzatmayacam vaaz da vermeyecem. Bir tek ayet meali ve birkaç fotoğraf sadece...
Ali-İmran suresi 112. Ayet meali:
Onlar (yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ahdine ve insanların (müminlerin) himayesine sığınmadıkça kendilerine zillet (damgası) vurulmuştur; Allah'ın hışmına uğramışlar ve miskinliğe mahkum edilmişlerdir Çünkü onlar, Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı Bu da, onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır.





Utanıyorum... Kendimden.... İnsanlığımdan.... Müslümanlığımdan...
Keser döner sap döner, gün olur hesap döner!
Etiketler: çocuk, destek, din, özgür, şehid 0 yorum
Gönderen
Kefukar
zaman:
27.12.08
Saz Çalmak
Etiketler: baba, bağlama, çocuk, hayal, saz, youtube 0 yorumHer çocuk gibi benimde fazlasıyla hayallerim vardı. Bunlardan üst sıralarda yer bulanlardan bir tanesi de 'Saz Çalmak' tı. Bu hevesimi farkeden Sevgili Babacığım kendi imkanlarıyla bir saz yapmıştı. İlk ve tek sazım şu parçalardan oluşuyordu;
- Sefer Tası (İş yerine yemek götürmek için kullanılan alüminyum kap)
- Tahta
- Misina
Çok mutluydum. Çünkü bizim çocukluğumuzda bilyalar, gazoz kapakları, tahtadan arabalar bile bizleri mutlu ederdi. Hele ki babamın dahiyane saz sürprizi... Süpperdi. Bir süre uğraştım, tımbırdattım. Lakin daha o zamanlarda edindiğim bir huy vardı. Mükemmeliyetçilik. Tamam çok mutluydum ama kesmiyordu. Babam ilk fırsatta gerçek bir bağlama (saz) alacağını söyledi. Ama o firsat hiç eline geçmedi :(
Ben de bu hevesimi ve hayalimi ileriki zamanlarda giderme kararı aldım. Elbet bir gün saz alacak param ve öğrenmeye ayırabilecek vaktim olacaktı. Kocaman oldum ama param olsa vaktim yoktu vaktim olsa param. Yani hala hevesim kursağımda kaldı.
Ama vazgeçmiş, pes etmiş değilim. Elbet bir gün paraya ve boş vakte aynı zaman diliminde sahip olacağım. İnanmak başarmanın yarısıymış. :)
Ne zaman bir bağlama/saz sesi duysam içim gidiyor.
Gönderen
Kefukar
zaman:
1.10.07
Eğitim Şart !
Etiketler: anne, baba, çocuk, eğitim, karakter, psikoloji, yetiştirme 0 yorumEğitim Şart!
İnsanoğlu 6 aylıkken başlıyor çevresini gözlemlemeye birşeyler öğrenmeye başlıyor. 2,5 yaşında iken beyni bir Prof.'un 2 katı kadar kapasiteyle çalışıyor. Maşşallah Maşşallah... Sonra büyüyor, okula gidiyor. Daha 6 aylıkken birşeyler öğrenmek için etrafına bakınan, konuşma ve olanları anlamaya çalışan insanoğlu; bu hevesini fazladıyla uygulayabilme imkanı olan okulda başka biri oluveriyor. (İstisnalar elbet var.)
Henüz 3 yaşında "Anne ben okula ne zaman gidecem, bana ne zaman çanta-önlük alacaksınız" diyen çocuk, okul hayatının başlaması ile birlikte hayalleri trajedi, hatta kabusa dönüşmeyebaşlıyor. Peki ne oluyor da böyle olooooor?
Aslında durum basit. Çocuk araştırmacı, öğrenme azmiyle yanıp tutuşuyor.
Herkese herşeyi soruyor. Anne, baba, dede, öğretmen... Bir süre sonra aldığı cevapların şekli ve niteliği değişiyor. "Ya bi sus", "Bi o kaldı öğrenmediğin", "Senin yaşın küçük anlamazsın" gibi cevapları almaya başladı mı dünyanın hiç de tahmin etmediği kadar enteresan ve tuhaf olduğunu idrak etmeye başlıyor.
Yine aynı karakterler çocuklarının ilk yıllarında;"baba dedi baba", "kendi yemek yiyebiliyor", "çişini söylüyor".... durumlarından bir süre sonra iş değişir. "Oğlum sus bi", "elleme kıracaksın", "i daha çekmeceleri karıştırırsan sorarım sana"... gibi azarlamalarla çocukdaki Öğrenme, merak ve araştırma duygularını daha 3-4 yaşlarındayken köretmeye çaba sarfediyoruz.
Pısırık, korkak, çekingen bir evlat yetiştirdiğimizin farkında bile olmuyoruz.
Şimdi özetleyelim senaryomuzu. Senaryo dediysek dizi çekmeyecez. Gerçek senaryolar bu. Hayat hayat....
Bir çocuk var; Önce azimli, meraklı, çalışkan, hevesli, araştırmacı, çok zeki...
Okul yaşlarından itibaren aynı çocuk; Hayattan bezmeye başlayan, herkesin kendisiyle uğraştığı izlenimi içinde, öğrenme azmini kaybetmeye başlamış, merak duygusunun ne olduğunu yakında tamamen unutacağını bilen, pısırık ve korkak...
Sorarım size, biz neden kendi evlatlarımıza, gençliğimize bu kadar kötülük yapıyoruz? Sonrada "ya bu çocuk küçükken böyle değildi" diyoruz. Değildi tabi SİZ bu hale getirdiniz. Anne- Baba- Öğretmenler - Toplumun Tüm bireyleri...
Suçlular Ayağa Kalkın! desem tüm yurdum insanı ayağa kalmak zorunda kalır.
Neden böyleyiz, neden kendi evlatlarımıza bu kadar kötülük yapıyoruz. Sonrada "bizden bişey olmaz", "biz olmayız", "ne olacak bu memleketin hali" muhabbetleriyle suçlu papua yeni ginelilermiş gibi şuçlu ararız...
Utanın be. Ayıp ayıp. Koca koca adamlarsınız.
Şu anda böyle yetişen gençlik size sesleniyorum : Kendinize gelin, özünüze, çocukluğunuza dönün.. Unutun ane, baba ve öğretmenlerinizden yediğiniz azarları. Gene korkusuz, gene meraklı gene araştırmacı olun. Çünkü şu an her zamankinden fazla bilgiye açsınız.
Ailenizden veya okullardan aldığınızı sandığınız EĞİTİMİ ! unutun. Onlar sizi pısırıklaştırmakiçin verdiler o eğitimleri. Benim insanım, benim gencim pısırık olamaz. Lafla "ecdadımız şöyleyapmış, böyle yapmış" demekle siz bişey mi yaptığınızı sanıyorsunuz. Siz de yapın torunlarımız da bizlere desin.
Kimin EĞİTİM'e ihtiyacı var?
Ömrümü yediniz, ömrümü...
Gönderen
Kefukar
zaman:
18.9.07